Velayet Davası
Velayet kararlarında belirleyici olan ebeveynlerin talebi değil, çocuğun üstün yararıdır. Süreci bu ölçüte göre hazırlamak gerekir.
Velayet, ergin olmayan çocuğun bakımı, eğitimi, korunması ve temsiline ilişkin hak ve yükümlülüklerin bütünüdür. Evlilik devam ettiği sürece anne ve baba velayeti birlikte kullanır. Boşanma, ayrılık ya da sonradan ortaya çıkan önemli bir değişiklik hâlinde ise velayetin kime bırakılacağı velayet davası ile belirlenir. Bu davalarda mahkeme, ebeveynlerin isteklerinden çok çocuğun ruhsal, bedensel ve sosyal gelişimi açısından hangi düzenlemenin daha uygun olduğuna bakar.
Velayet uyuşmazlıkları, aile hukukunun duygusal açıdan en yoğun alanıdır. Ebeveynler arasındaki gerginliğin çocuğa yansıtılmaması, hem çocuğun iyiliği hem de mahkemenin değerlendirmesi bakımından önemlidir.
Velayet davası hangi durumlarda açılır?
Velayet meselesi farklı yargılamalarda karşımıza çıkar:
- Boşanma veya ayrılık davası içinde: Hâkim, boşanmaya karar verirken ana ve babanın haklarını ve çocuğun menfaatini gözeterek velayeti düzenler (TMK m.182).
- Velayetin değiştirilmesi: Boşanmadan sonra yeni olguların ortaya çıkması hâlinde, velayet düzenlemesinin değiştirilmesi istenebilir (TMK m.183).
- Velayetin kaldırılması: Çocuğun korunmasına yönelik diğer önlemler sonuçsuz kalmışsa veya yetersiz görülüyorsa, kanunda sayılan ağır durumlarda velayet ebeveynden alınabilir (TMK m.348).
- Evlilik dışı doğan çocuk: Ana ve baba evli değilse velayet anneye aittir; ana küçük, kısıtlı veya ölmüşse ya da velayet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre vasi atar veya velayeti babaya verir (TMK m.337).
Bu davaların tamamında görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar. Velayetin kaldırılması, değiştirilmesinden farklı olarak çok daha ağır bir müdahaledir. Kanun bu yolu; ebeveynin deneyimsizliği, hastalığı, başka yerde bulunması gibi nedenlerle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi ya da çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması hâllerinde öngörür. Velayeti kaldırılan ebeveynin çocuğun bakım giderlerine katılma yükümlülüğü ise devam eder. Hangi davanın açılacağı, yaşanan olayların ağırlığına ve aciliyetine göre belirlenmelidir; yanlış dava türünün seçilmesi zaman kaybına yol açar.
Mahkeme neye göre karar verir?
Belirleyici ölçüt, çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme bu ölçütü somutlaştırırken şu unsurları birlikte değerlendirir:
- Çocuğun yaşı, cinsiyeti ve sağlık durumu,
- Ebeveynlerin çocukla kurduğu bağ ve bugüne kadar bakımı kimin üstlendiği,
- Konut, okul çevresi ve çocuğun alıştığı sosyal ortamın korunması,
- Ebeveynlerin çalışma düzeni ve çocuğa ayırabileceği zaman,
- Kardeşlerin birbirinden ayrılmaması,
- Ebeveynin diğer ebeveynle çocuğun ilişkisini destekleyip desteklemediği.
Yargıtay uygulamasında küçük yaştaki çocuğun annenin şefkat ve bakımına daha fazla ihtiyaç duyduğu kabul edilmekle birlikte, bu tek başına belirleyici değildir. Ebeveynin gelir düzeyi de tek başına velayet sebebi sayılmaz; ekonomik eksiklik iştirak nafakasıyla giderilebilir.
Çocuğun görüşü
İdrak çağındaki çocuğun velayet konusundaki görüşü alınır ve değerlendirmeye katılır. Bu yaklaşım, Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 12. maddesine dayanır. Görüş, çoğunlukla aile mahkemesinde görev yapan pedagog veya psikolog eşliğinde, çocuğu yıpratmayacak bir ortamda alınır. Çocuğun isteği önemlidir; ancak hâkim, bu isteğin çocuğun yararına aykırı olduğu kanaatindeyse farklı karar verebilir.
Sosyal inceleme raporu
Velayet davalarının en önemli delillerinden biri sosyal inceleme raporudur. Aile mahkemesinde görev yapan psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı; ebeveynlerle ve çocukla görüşür, gerekirse ev ortamını inceler ve hangi düzenlemenin çocuğun yararına olduğuna ilişkin bir değerlendirme sunar. Rapor hâkimi bağlamaz, ancak kararın gerekçesinde çoğu zaman ağırlık taşır. Rapora karşı süresi içinde itiraz edilebilir ve eksik inceleme varsa yeni rapor alınması istenebilir.
Ortak velayet mümkün mü?
Türk Medeni Kanunu boşanmada ortak velayeti açıkça düzenlemez. Bununla birlikte Yargıtay, Türkiye'nin onayladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne Ek 7 No'lu Protokol'ün 5. maddesine dayanarak ortak velayetin kamu düzenine aykırı olmadığını kabul etmiştir; uygulamada ebeveynlerin bu yönde anlaşması ve düzenlemenin çocuğun üstün yararına uygun bulunması hâlinde boşanma sonrası ortak velayete hükmedilebilmektedir. Ortak velayetin sağlıklı işleyebilmesi için ebeveynler arasında asgari bir iletişim ve uzlaşma zemini bulunması gerekir; bu nedenle genellikle anlaşmalı boşanma protokollerinde gündeme gelir.
Kişisel ilişki ve iştirak nafakası
Velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı vardır (TMK m.323). Mahkeme, bu ilişkinin gün, saat ve süresini; hafta sonları, bayramlar ve yaz tatili gibi dönemleri ayrıntılı olarak belirler. Kişisel ilişki çocuğun huzurunu tehlikeye düşürüyorsa sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir (TMK m.324). Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn ayrıca gücü oranında çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür; bu katılım iştirak nafakası olarak belirlenir.
Velayetin değiştirilmesi ve süreç
Velayete ilişkin kararlar kesin bir sonuç doğurmaz; koşullar değiştiğinde yeniden değerlendirilebilir. Velayet sahibi ebeveynin çocuğu ihmal etmesi, çocuğu diğer ebeveynden uzaklaştırması, yerleşim yerini çocuğun aleyhine değiştirmesi ya da yeniden evlenmesinin çocuğun durumunu olumsuz etkilemesi gibi olgular değişiklik sebebi olabilir. Değişiklik davası aile mahkemesinde açılır; mahkeme yeniden sosyal inceleme yaptırır ve çoğu zaman çocuğu dinler. Bu konuyu ayrıntılı olarak velayet değişikliği davası rehberimizde ele aldık.
Dava sürecinde ihtiyaç hâlinde geçici velayet ve geçici kişisel ilişki düzenlemesi istenebilir. Okul kayıtları, sağlık raporları, tanık beyanları ve yazışmalar iddiaları destekleyen başlıca delillerdir. Her dosya kendine özgüdür; çocuğun yaşı, aile yapısı ve ebeveynlerin koşulları sonucu doğrudan etkiler, somut durum ayrıca değerlendirilmelidir.
Büromuzun desteği
Velayet davalarında delillerin çocuğu sürecin merkezine çekmeden toplanmasına, sosyal inceleme sürecine hazırlığa ve rapora karşı gerektiğinde itiraz edilmesine özen gösteriyoruz. Amacımız, çocuğun yararını önceleyen ve uygulanabilir bir düzenlemeye ulaşılmasına katkı sağlamaktır. Boşanma sonrasında ortaya çıkan kişisel ilişki ihlalleri ve iştirak nafakasının güncellenmesi gibi konularda da müvekkillerimize destek veriyoruz.
Sunduğumuz Hizmetler
Velayet Davası kapsamında danışmanlık ve dava takibi başlıklarımız.
Boşanma davasında velayet talebinin hazırlanması
Velayetin değiştirilmesi davaları
Velayetin kaldırılması ve koruma önlemleri
Kişisel ilişki düzenlenmesi ve sınırlandırılması
Sosyal inceleme raporuna itiraz
İştirak nafakası talebi ve artırımı
Aile Hukuku alanında diğer başlıklar
Aile Hukuku
Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, velayet, nafaka, mal rejimi ve aile içi şiddete karşı koruma tedbirleri.
Alanı İncele →Anlaşmalı Boşanma
Bir yıllık evlilik şartı, boşanma protokolü, tek celsede karar ve kesinleşme süreci.
Ayrıntılı Bilgi →Çekişmeli Boşanma
Genel ve özel boşanma sebepleri, delil ve tanık yönetimi, tedbir nafakası, tazminat.
Ayrıntılı Bilgi →Ziynet Eşyası Alacağı Davası
Düğün takılarının aidiyeti, ispat yükü, aynen iade veya bedel talebi ve deliller.
Ayrıntılı Bilgi →Velayet Değişikliği Davası Nasıl Açılır?
Konuyla ilgili ayrıntılı rehber yazımız.
Rehberi Oku →Nafaka Nasıl Hesaplanır?
Konuyla ilgili ayrıntılı rehber yazımız.
Rehberi Oku →Velayet Davası — Sıkça Sorulan Sorular
Velayet genellikle anneye mi verilir?
Çocuk kaç yaşında velayet konusunda dinlenir?
Velayeti alan ebeveyn çocukla başka şehre taşınabilir mi?
Kişisel ilişki kararına uyulmazsa ne yapılabilir?
Velayet davası ne kadar sürer?
Velayet Davası konusunda hukuki destek
Her dosya kendine özgüdür. Durumunuzun değerlendirilmesi için ön görüşme talep edebilirsiniz.
Ön Görüşme Talep Et